Evrende olusuma girmis güc sahibi sahsiyetler vardir,bunlar zamani gelir sirasiyla evrenden dönem satin alirlar.
Bu dönemler zaman olarak degisir ve bazan bin yila denk gelir bazanda besbin yila.
Dönemi satin alanlarin zamaninda sisteme girmis tüm yasam bicimlerinden kücük sistemler kendilerine ait olan parcayi beraberlerinde götürürken,tüme hitap eden asili dönemin sahibi alir.
Bu dönemde buluslar ve kesifler yapilir,teknoloji had safhaya sicrar,cok degisik yasam bicimleri gündeme gelir,bunlarin hepside dönem sahibinin filmine islenir.
Diyelim Adem peygamberin inisiyle dünyada bir dönem basladi ve bu tami tamina onbin yil sürdü.
Buna Ademin dönemi denir ve asil filmin sahibi kendisidir.
Ademden sonra bir baskasi dönem baslatti ve bu süredede zaman ona calisti.
Burada bazi sistemler teknolojik bir atilima girerken,bazilarida bir kavis cizerek dinsel bir anlayisa yöneldi.
Dinsel anlayisa yönelen sistem asili tek basina etkilemez ve o sadece halida bir desendir.
Dönemi acanin filmiyle,sistemde yer almak isteyenlerin filmleri her ne kadar zamana aykiri gibi görülsede özünde bir uyum icindedirler.
Eger bir terslik olsaydi asil, parcaya imkan tanimayacakti.
Diyelim bir dönemde yeni galaksiler kesfedilip yeni yerlesim yerleri bulundu.
Burada zamani acip galaksileri oraya yerlestiren evrenin kendisi olurken,bunlari isletmeye acansa o hakki satin alip halka sunan oluyor.
Kesfedenlerin bu iste zerre paylari yoktur ve hersey onlara o kapiyi aralayanin hanesine yazilir.
Bu dönemleri acip zamana sokan sistem bu sürecte yasananlari bir film olarak alir ve ileri bir zamanda kendi halkini bu yasam bicimlerine kodlar.
Böylece kendi halkiyla sonsuzluga dogru ilerlemis olur.
Diyelim bir ülkede yeni bir araba markasi üretildi,bu arabayi daha kac ülke üretirse üretsin araba öz sistemin malidir.
Cünkü arabanin kod numarasini o ülkelere veren sistemin kendisi oluyor.
Írili ufakli olusmus halk guruplari dönemden yer alabilmek icin siraya girerler.
Sirasi gelene sistem zamanda yer acar ve onlara yasamalari icin toprak parcasi verir.
Bu toprak parcasinda yasamini devam ettiren kavimler zamani geldiginde yerlerini baskalarina birakirlar fakat asil sistem film cekmeye devam eder.
Medeniyetler yikilir,yerine yenileri kurulur fakat dönem devam eder.
Bu toprak parcasinda yasayan ufak sistemler ise kendi özel vizyonlariyla gelip asil sistemde yer alirlar.
Bu ufak sistemlerde yasayanlarin cogu sistemi cekip cevirmek icin yönetici konumuna gelip kendi ait olduklari yerlerde yüksek makamlara gelirler.
Fakat bunlar kendi baslarina hicbirseydirler,sadece filmde rol almis aktördürler.
Yani kendilerini pasa konumunda görüp burunlerindan kil aldirmayanlar,bir baskasinin hizmetine girenlerdir.
Bu durumu anlamadan biribirine zulmeden kavimler hic haberleri olmadan bir zaman dilminde yerlerini baskalarina birakirlar.
Yani görüntüde kusaklarin devam ettigi görülsede özde kusak degisikligine gidilmistir.
Yani birisi gidip yerine baskalari gelmistir.
Asil sistem dönem boyunca bu kusaklarin filmini makaraya sarar ve zaman ötesine tasir.
Burada Íslam cok büyük bir rol oynar ve cemberin disina tasmak isteyenleri sistemle uyumlu hale getirir.
Yani Íslam boyun egdiren bir sistemdir ve cabucak neticeye gider.
Burnu boyunu asmis toplumsal yapilar islama kodlanir ve orada bir disipline tabi tutulurlar.
Disari ciktiklarinda cehennemden geliyormuscasina bir burun kirikligiyla karsilasirlar.
Daha sonra kanadi kirilan bu dönem bekcileri baska sistemlere kodlanirlar.
Baska sistemlerdeki söz dinlemeyen kabadayilar sirasi geldikce islama kodlanir ve baski altina alinirlar.
Burada saskinligi yasayandan sonra sakin bir sekilde ara bir gecis yaparlar.
Yani bu bir cemberin dönüsüdür ve her tarafa atlamak kisinin kendi elindedir.
Eger kisi kimsenin dedi kodusuna karismadan kendi isini yapma meziyetini kazanirsa,ona dönemde yeni bir yer acilir ve kendisini dahada gelistirir.
Kelle koparmaya devam ederse cok daha beteriyle karsilasir.
Burada bireylerin zerre önemi yoktur ve önemli olan, parca vizyonlarin asilla uyum icerisinde dönmesidir.
Türkiye toplumuna bakildiginda neden böylesi bir karmasiklik yasadigi daha iyi anlasiliyor.
Orada kimsenin kimseyi dinlemedigi,uzlasma kültürünün henüz gelismedigi bir yapi var.
Bu yapiyi daha iyi imkanlarla hizaya getirmenin olanagi olmadigi icindirki bunlar yasaniyor.
Yani Türkiyeden bati tipi bir demokrasi beklemek ham bir hayalin ötesine gitmiyor.
Bu baglamda bireylerin uyanik olup, bulunduklari ortami iyi degerlendirip, ileride kendilerine daha iyi bir yer kapmalari gerekir.
Ben neden buradayim? amaan sanki bir dahami dünyaya gelecegim demeden imkanlari sonuna kadar kullanmak gerek.
Cünkü bir zaman dilminde böyle diyenler yine cembere sikistirilmis vaziyetteler.
Yani bir kere yaradilisa girenden sonra kacip kurtulmanin olanagi kalmiyor.
Íntihar etsen bile ayni noktaya yeniden isinlaniyorsun.
Ve kisi demeliki,madem buradayim demekki önemli bir nedeni var.
Bundan dolayi daha iyi bir gözlemci olmaliyim.
Su anda ise dönemi satin alan sahsiyet zamani daha mükemmele kodlamis vaziyette.
Bu yeni kesiflerin yapildigi,teknolojinin had safhaya ulastigi,cin gibi cocuklarin yetistigi bir dönem oluyor.
Bu cocuklar yetismeleriyle birlikte o dönemde yer alip zamani bir baska safhaya cekeceklerdir.
Yani zamanin cocuklari bundan yüz yil öncenin cocuklari degil,bunlar bizim gecmisteki hallerimizin olusuma yaklasmis halleridir.
Bir anlamda gecmis yasamlarimizin tek bedenlerde toparlanma halleri.
Bu bedenlerin her hücresi bir yasamdan olustuguna göre,demekki bizler cok uzaklardan geliyoruz.
Eger böyle olmazsa olusuma giremeyip yokolmaya yüz tutuyorsun.
Son olarak denebilirki,günlük yasamda zorlugu yasayanlar bunun ileride kazanca dönüsebilecegini bilmeliler.
Cünkü cok daha zor olanlari yasandi ve künyelere kazildi.
|