Ísvec sanaiye dayali 9 milyonluk bir ülke idi,idi diyorum cünkü sanai ayvayi yedi.
Íhracatta yapamiyorlar kimse mal almaz oldu.
Bir makina parcasi satar,karsiliginda tirlar dolusu mal alirlardi.
Ínsanlarin cogunun hem sehir icinde evleri var,hemde orman aralarina yapilmis yazlik tipi evler.
Hafta sonlari gider kayak yapip oralarda dinlenip,daha sonra gerisin geriye gelip islerine bakarlardi.
Bircok ailede hem hanimin,hem ogul ve kizlarin,hemde babanin arabasi vardi.
Süphesiz bu bir dönemdi ve yasanip zaman filmindeki yerini aldi.
Bunu daha fazla devam ettirmek sistem acisindan gereksiz birseydi,cünkü bu dönem yasanip filme kaydedildi.
Ekonomik krizin dünyayi vurmasiyla dönem bas asagi döndü ve toplum derinden etkilendi.
Kirsal kesimden büyük sehirlere göc baslarken,büyük sehirler disinda sanayilesmis orta boydaki sehirler krize girdi.
Su anda muazzam bir issizlik yasaniyor ve toplum saskin vaziyette.
Ben yillar önceden bu durumu görünce,Nereye bu yolculuk diye bir hikaye yazmis,orada arabalarin kapilarda tam bir korkuluga döndügünü yazmistim.
Su anda yasanan tamda bu,arabalar evlerin önünde korkuluk gibi bekliyor.
Satsan alan yok,cöpe atsan bir yigin zarar.
Ve toplum bekleme dönemine girmis vaziyette.
Yani gün gelecek isler yeniden acilacak ve toplum eski haline geriye dönecek.
Bu hem olanaksiz,hemde gereksiz birsey.
Dedigim gibi o dönem yasandi ve kapanip gitti.
Bu aynen Türkiyede yeni bir Mehdi beklentisi gibi birseye benziyor.
Yani Atatürk yahutta ona benzer bir adam gelecek ve ülkeyi saha kaldiracak.
Hic kimse kendine acaba biz öylesi bir dönemi hakettikmi diye sormuyor.
Simdi Ísvecte ayni duruma düstü,Mehdi bekler gibi birisinin gelip isleri düzeltecegini bekliyorlar.
Zamanda böylesi dönemleri yasayandan sonra aynisini beklemek uzun dönemli bir sabir gerektirir.
Zaman uzadikca toplum umutsuzlugun girdabina kapilir ve asil yapilmasi gereken islerden uzaklasilir.
Bu gidisle gida sikintisi cekilecegi söyleniyor.
Bende zamaninda Ísvecin arazisini tarima acma zamani geldi demis,iklim degisikligiyle beraber bunun bir olanak oldugunu yazmistim.
Eger alkol tüketimin yüksek ise kendi sarap fabrikani kurmak zorundasin.
Bundan dolayi bazi yerleri tarima acip oralarda üzüm baglari yetistireceksin.
Simdi bunlar tekrar makina satacaklari dönemi hayal ederek günü gecistirmeye calisiyorlar.
Fakat o dönem kapandi.
Tüm uzmanlarini seferber edip iklim degisikligini tartisiyorlar.
Bu konuda korkunc paralar harcaniyor,toplanti üzerine toplanti yapiyorlar.
Zerrede etki yapmis degiller ve buzullar erimeye devam ediyor.
Harcadiklari ise yanlarina kar kaliyor.
Geceleri calisirken gazeteleri okuyorum,son günlerde orta boydaki sehirlerde insanlarin issizlikten nasil etkilendiklerini yaziyorlar.
Uzmanlara sorup careler ariyorlar.
Fakat uzmanlar istedikleri cevabi veremiyor ve onlarda tümüyle umutsuzlar.
Eskiden fabrika ve is yerlerinde karsilasanlar,bu kez is bulma kurumunda bulusuyor.
Bunun üzerine birde domuz virüsü eklenince iyice sasirdilar.
Dünyada birseyler oluyor deyip ne oldugunu anlamaya calisiyorlar.
Yerliler Amerika kitasinda yasayip zamani tamamladiklarinda yeni bir dönem acildi.
Kita kesfedildi ve degisik bir sistem geldi.
Coklari eski düzeni özledi fakat yenilik kacinilmazdi.
Gecen zaman icerisinde zaman kapilari film dünyasina acti.
Kayitsiz sartsiz herkes kita Amerikasina gelip filmlerini yapti.
Simdi film dönemide kapandi.
Herkes bu dönemden alacagini aldi.
Su anda gelecekle ilgili yeni planlar yapilmakta,ne olacak bu insanligin hali diyorlar.
Ekonomik kriz,dogal felaketler ve hastaligin girdabinda kivranacakmi,yoksa yeni yerlesim birimlerimi kesfedilecek.
Íste su anda böylesi bir dönemdeyiz.
Hatta herkes fiziki olarak asil yerine geciste yapabilir.
Bana göre dünyada son paylasimlar yapiliyor.
Yani herkes koparabildiginin azamisini kopararak eli bos dönmek istemiyor.
Gecmis dönemlerde programi kesintiye ugrayanlar yeni bir yüzle programlarini tamamlamaya calisiyor.
Bu demektirki dünyamiz son derece sancili bir döneme giriyor.
Yani birakin düzelmeyi,gelecek yil bugünleri aratacak bir döneme kapilari araliyor.
Bugün kardes gibi görünüp biribirinin elini sikanlar,o dönemde acimasizca girtlak sikmaktan cekinmeyecekler.
Gelecegin en parlak meslegi bilgisayar ve elektronik olarak gösteriliyor.
Agir sanayi miyadini doldurdu diyor uzmanlar.
Buradada bir sorun var,uzay boslugu tümüyle cöplüge döndü.
Belkide milyonlarca uydu paslanmis vaziyette basi bozuk boslukta dolaniyor.
Bunlar kendi capinda manyetik alan yaratip dünyanin dogal dengesine etki yapiyor.
Bir noktada birisi bu alanda temizlik yapmaya kalkisirsa,o zaman elektronik sanaininde cökme durumu var.
Bana göre buda kacinilmaz olarak yasanacaktir.
Yani dünya denen varlik kendini kurtarmaya calisacaktir.
Peki bunca karamsarligin arkasinda hicmi isik yok diye sorulabilir.
Bana göre var ve o dönemi yasayabilmek icin iste buralardan geciyoruz.
Evrende bircok galaksi var ve bunlarin hepside yerlesime acilmayi bekliyor.
Yani yetismis insan tipi yeni bir enerjiyle sifirdan medeniyetler kuracak.
Bu galaksilarin icinde öyleleri varki,bir tanesi yedibin kitadan olusuyor.
Kac adet okyanus sadece damitilmis benzinle dolu.
Doga trilyonlarca yil her türlü madeni üretirken,deniz suyu dalga vasitasiyla bu degerli madenleri sahillere savurmus.
Yani her yerlesim biriminde binlerce yil sadece ham madde satarak gecinmek mümkün.
Sahiller altin,zümrüt ve cesitli maden parcalariyla dolup tasiyor.
Ínciler kum gibi.
Hayatinda bir tek insanla karsilasmamis her türlü hayvan yine buralarda.
Bunlar insanlarla tanisacaklari günü bekliyorlar.
Cünkü orada yüksek tenolojiye dayali cekimler yapilacak.
Simdi bir kisim insanlik bu yeni galaksilere cekilirken,dünyada yine yasam devam edebilir.
Yatay bir gecisle acilacak olan bir yol vasitasiyla,burada kalanlarla oralara gidenler yeni bir anlayisla ticaret yapabilirler.
Eger dünya buraya tümden kilit vurmak isterse,hep birlikte bizde o alana gecis yapar,yasami orada devam ettiririz.
Yok eger bir dönem daha dünya yasami devam edecekse,o zaman hem burada hemde orada oluruz.
Belkide dünyanin su haline o zaman care üretebiliriz.
Bana göre acilacak olan kapinin cok yakinindayizda,nasil bir taktik sergilenerek acilacak onu bilmiyorum.
Eger bu yazdiklarimi Ísvecce yaziyor olsaydim,bu düsüncelerim kesinlikle tartismaya acilacakti.
Ne yazikki Türkce yaziyorum ve muhatap bulamiyorum.
Yani Türklerin ufku cok dar ve onlar sürekli ölülerden medet bekliyor.
Kendi pisirikligini ölmüsün tabutuna satmaya calisiyor.
Halbuki ölü tabutuyla birlikte coktan terketti bu diyarlari.
Simdi bu kafaya yeni bir galaksi teslim edemezsin.
Bundan dolayi dalganin kiyi seritlerini hirpaladigi gibi yasam bunlari hirpalayarak o döneme hazirliyor.
Sonucta kimse kalacak degil fakat insana,biz iste böylesi bir yer özlüyorduk dedirtecekler.
Madem buralari özlüyordun al ve kullan fakat degerini bilerek denecek.
Buralari kamcilanarak gecen ademoglu,bir daha kirbaclanmamasina canini disine takacaktir.
Cünkü varolandan baska kaynak yok elde,nitekim insanligin kaynagida bundan ibaret.